İslam, kadın haklarını nasıl ortaya
çıkardı?
Ahmed Şahin,
Zaman
Gazetesi
16.10.2003
İslam’ın başında
kadının durumunu açık ve net olarak anlamak için (Yeni Aile İlmihali)’mizdeki şu
yazıyı önce bir okumak gerekir. Öyle ise buyurun birlikte okuyalım Yeni Aile
İlmihali’ndeki kadın hakları değerlendirmesini. Hazret-i Ömer’in (ra) şu
itirafını hiç unutmamalıyız. Diyor ki bu büyük insan:
- Biz İslam’dan önce
kadınları adam yerine koymazdık. İslam gelince onlara hem ayetlerde hem de
hadislerde yer verdi, erkekler gibi hakları anlatıldı. Ondan sonra biz
kadınların da erkekler gibi hakları olduğunu düşünür hale geldik!.. (Buhari,
Müslim) ..
Bir tespit de oğlu
Abdullah’tan. O da şöyle açıklamıştır durumlarını:
- Biz kadınlar
hakkında ileri geri konuşmaktan korkar olduk, vahiy gelir de bizi azalar kadın
hakları konusunda diye!.. Demek ki İslam, kadınları, değer verilmeyen varlıklar
olmaktan çıkarıp ayetlerle, hadislerle hakları korunacak kadar Allah’ın ve
Peygamber‘in yanında itibarlı insanlar olarak göstermiş, sosyal hayatta da layık
oldukları yerlerini almalarını sağlamıştır... Nitekim İslam’ın ilk günlerindeki
hanımlar, toplumdaki yerlerini o kadar rahatlıkla almışlar ki haftada bir
erkekler gibi cumaya gitmekle kalmamış, günde beş vakitte cemaatte iştirak eder
olmuşlardır. Hatta, ilk günlerde erkeklerle aynı kapıdan mescide girip
çıkmışlar; ama meydana gelen izdiham sebebiyle Efendimiz daha sonra hanımlar
için ayrı kapı açtırmıştır. Bu kapı halen Mescid-i Nebi’de (Babün-Nisa) Kadınlar
Kapısı adıyla varlığını koruya gelmiştir... Camide erkeklerin hemen arkasında
saf tutan hanımlar, gerektiğinde sorularını buradan sormuş, cevaplarını da yine
oradan almışlardır. Ne var ki erkeklerin de bulunduğu mecliste her türlü özel
sorularını sormada zorlandıklarından Efendimiz’den kendilerine özel bir gün
ayırarak kadınları bilgilendirmesini istemişler. Bu istekleri de kabul edilerek
haftada bir gün Peygamberimizden özel bilgi alma hakkını da kazanıp kendilerini
yetiştirmeyi sağlamışlardır. Bu sıralarda Resulüllah’ı o kadar yakından takip
etme imkanı bulmuşlar ki, bir hanım, Kaf Suresi’ni sadece Resulüllah’ın
okuyuşlarını dinleyerek ezberlediğini dahi söylemiştir... Mescidde son derece
özgür bir ortamın mevcut olduğu da anlaşılmaktadır. Nitekim bu özgür ortamda
kendini iyice yetiştiren bir hanım, daha sonra Hazreti Ömer’in cuma hutbesini
dinlerken, “Hanımlar mehir miktarını yüksek tutmasınlar, yoksul gençler
evlenmekte zorlanıyorlar!.. manasındaki sözlerine bulunduğu yerden itiraz
seslerini yükselterek cevap verme cesaretini dahi bulmuş:
“-Allah-ü Azimüşşan,
Nisa Suresi’ndeki ayetinde mehre sınır koymazken Ömer hangi hakla hanımların
alacakları mehre sınır koyuyor, yüksek tutmayın diye ikazda bulunuyor?”
diyebilmiş, Halife de bu düzeltmeye:
- Hanım isabet etti,
Ömer ise hata yaptı! diyecek kadar tevazu ve fazilet örneği vermiştir... İlk
günlerde barışta böylesine hayatın içinde yer alan hanımlar, savaşta da geri
kalmamışlar, Uhud gazasında Aişe validemizle Ümmü Süleym cephe gerisinde
hizmetlerde bulunmuşlar.. Hatta İslam’da ilk hastabakıcı hanımın adının Rüfeyde
olduğu tespit edilmiştir. Mescide kurulan yaralı gazilerin çadırında bu fedakar
hanım şefkatle hizmet etmiş, sonrakilere böyle örnek olmuştur.
Efendimiz’in süt
halası Ümmü Haram ise, bir başka kahramanlık örneğidir. Ümmetinden bir mücahit
grubun deniz yoluyla Kıbrıs’ın fethine çıkacağını Efendimiz’den dinleyince,
kendisinin de o gazilerin içinde bulunması için dua etmesini istemiş,
Efendimiz’in yaptığı duası kabul olmuş olacak ki, Hicret’in 28. yılında Hazreti
Osman (ra) zamanında çıkılan Kıbrıs seferine kocası Übade bin Samit’le hem de
seksen yaşında olduğu halde sefere katılmış, fetih esnasında karada ilerlerken
Larnaka yakınlarında atından düşerek şehit olmuştur. Osmanlılar buraya 1570’te
bir türbe yapmış. Hala Sultan türbesi diye bilinen, Eyyüp Sultan gibi ziyaretgâh
olan bu türbeyi, civardan geçen Osmanlı donanması da top atışlarıyla
selamlayarak geçmeyi bir saygı borcu olarak asırlardır sürdüre gelmişlerdir..
Bu konuda geniş bilgi için bu yazının içinde yer
aldığı bizim Yeni Aile İlmihali kitabımıza bakabilirsiniz. Rabbimize şükrederek
ifade ediyorum ki: (Yeni Aile İlmihali) kitabımız şimdiye kadar görülmedik bir
ilgiyle karşılanmış, her ay bir baskıya koşarak beş ayda onuncu rekor baskısını
da bu hafta yapmıştır. İlmihalin dağıtımını yapan Nil-Tuna da, onuncu baskıda
yeni bir kampanya daha başlatmış, yabancı kültürün tasallutuyla tahribe maruz
kalan aile hayatımız, artık İslam’ın koruyucu ölçüleriyle tekrar tamire
kavuşmuştur. Teşekkür ederiz gayretli yayıncı ve okuyucularımıza gösterdikleri
bu rekor derecede yakın ilgilerinden
dolayı.